
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, AFAD’da yapılan toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. Selin ardından hasar tespit çalışmalarının başladığını ifade eden Bakan Kurum, “Devletimiz sahadadır, milletinin yanındadır. El birliğiyle inşallah bu sıkıntıları, problemleri gidereceğiz ve arkadaşlarımız bu manada tek bir mağdur vatandaşımız kalmayana kadar hane hane, dükkân dükkân çalışacaktır.” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde kent genelinde etkili olan sağanak nedeniyle yürütülen çalışmaların son durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakan Kurum’un açıklamlaarından satır başları;
Ayazağa’da kaybolan beş vatandaşımızı ve Kocaeli’deki bir vatandaşımızı da arama-kurtarma çalışmalarımızın; ilgili Valilerimizin koordinasyonunda, yetkili Emniyet birimlerimizce, AFAD’ımızca, Jandarmamızca sahada yoğun bir şekilde arama faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiğini belirtmek istiyorum. İnşallah en kısa zamanda vatandaşlarımıza ulaşıyor olacağız.
Değerli arkadaşlar, milletimiz müsterih olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz tüm kurumlarıyla, burada gördüğünüz gibi Valilerimizin koordinasyonunda; AFAD’ımız, Emniyet birimlerimiz, İtfaiyemiz, Jandarmamız, Kızılay’ımız, yine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerimizle birlikte bir koordinasyon içerisinde sahada çalışmalarımızı ilk andan, ilk dakikadan itibaren yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.
Bugünkü toplantımızda da detaylı bir şekilde sel felaketinin nedenlerini, sonuçlarını, buradaki vatandaşlarımızın durumlarını ve ardından ortaya çıkan tabloyu hep birlikte değerlendirdik. Atacağımız adımları yine burada kararlaştırdık.
83 YILIN EN YÜKSEK YAĞIŞI
Tabii öncelikle İstanbul ile başlamak istiyorum. Şunu belirtmeliyim ki şehrimiz 83 yılın en yüksek yağışını aldı. 83 yıldır böyle bir yağış yok; metrekareye 24 saatte 186 kilogram ve şimdiye kadar da 273 kilogram yağış düşmüştür. Büyüklüğünü şöyle ifade edeyim: Metrekareye 73 kilogram yağış, 27 santimetre su yüksekliği demektir. Çok basit şekilde anlatacak olursak, selin yoğun yaşandığı Sarıyer’de, Şile’de, Başakşehir’de, Güngören’de 27 santimetre su yüksekliği işte son 48 saatte o ilçelere düştü. Ve bir günde İstanbul’da böyle bir yağış sonrasında barajlardaki doluluk oranı yüzde 7 seviyesinde arttı. Yani yağışın böyle bir büyüklüğü söz konusu.
Tabii felaketin ardından en önemli önceliğimiz can güvenliği, vatandaşımızın canı. Ve bu noktada şu an itibarıyla arama-kurtarma bekleyen veya ulaşılamamış herhangi bir vatandaşımız yok. Tüm vatandaşlarımızı güvenli alanlara emniyet birimlerimiz aldılar ve bir kısmını da talep eden vatandaşlarımızı misafirhanelerde misafir ediyoruz.
Bu çerçevede tam 3.057 vatandaşımızı güvenlik birimlerimiz sağ salim hamdolsun kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar. Barınma taleplerinin gelmesine müteakip de yine İstanbul Valiliğimiz koordinasyonunda tüm barınma talepleri karşılanacaktır.
83 YILIN EN YÜKSEK YAĞIŞI
Tabii öncelikle İstanbul ile başlamak istiyorum. Şunu belirtmeliyim ki şehrimiz 83 yılın en yüksek yağışını aldı. 83 yıldır böyle bir yağış yok; metrekareye 24 saatte 186 kilogram ve şimdiye kadar da 273 kilogram yağış düşmüştür. Büyüklüğünü şöyle ifade edeyim: Metrekareye 73 kilogram yağış, 27 santimetre su yüksekliği demektir. Çok basit şekilde anlatacak olursak, selin yoğun yaşandığı Sarıyer’de, Şile’de, Başakşehir’de, Güngören’de 27 santimetre su yüksekliği işte son 48 saatte o ilçelere düştü. Ve bir günde İstanbul’da böyle bir yağış sonrasında barajlardaki doluluk oranı yüzde 7 seviyesinde arttı. Yani yağışın böyle bir büyüklüğü söz konusu.
Tabii felaketin ardından en önemli önceliğimiz can güvenliği, vatandaşımızın canı. Ve bu noktada şu an itibarıyla arama-kurtarma bekleyen veya ulaşılamamış herhangi bir vatandaşımız yok. Tüm vatandaşlarımızı güvenli alanlara emniyet birimlerimiz aldılar ve bir kısmını da talep eden vatandaşlarımızı misafirhanelerde misafir ediyoruz.
Bu çerçevede tam 3.057 vatandaşımızı güvenlik birimlerimiz sağ salim hamdolsun kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar. Barınma taleplerinin gelmesine müteakip de yine İstanbul Valiliğimiz koordinasyonunda tüm barınma talepleri karşılanacaktır.
Sahada sel felaketi gören 39 ilçemizde 14 ayrı noktada 110 aracımızla yine itfaiyemiz, belediyelerimiz vatandaşımıza sıcak çorba ve ihtiyaçlarını giderecek yardımları anbean ulaştırmaktadır.
Tabii bu çerçevede 48 toprak kayması vakası gerçekleşti ve yine 39 ilçemizde 53 istinat duvarı aşırı yağış sebebiyle yıkıldı. Bu çerçevede tam 9.755 ihbar bu koordinasyon merkezine geldi ve birimlerimiz 7.800’üne anında müdahalelerini yaptılar. Ve orada vatandaşımızın ne talebi varsa, ne ihtiyacı varsa Devletimiz bu talepleri hızlı bir şekilde gerçekleştirdi.
Tabii hızlı bir şekilde hasar tespitine girdik. Yani vatandaşımızın mal hasarlarına ilişkin, yine çiftçimizin ürün hasarlarına ilişkin ne varsa bunları da AFAD koordinasyonunda ilgili başkanlıklar, birimler hızlıca tespit ediyorlar. Ve şu ana kadar yapılan tespitler çerçevesinde sadece Ayazağa’da 300 iş yeri hasarı, 200 araç hasar tespiti yapıldı. Hasar tespitlerini hafta sonu itibarıyla tamamlamayı hedefliyoruz ve bu kapsamda yapılan hasar tespitleri sonucunda vatandaşımızın mal hasarlarına ilişkin, yani evlerindeki hasarlara ilişkin, yine binalarda yaşanan hasarlara ilişkin de Devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde her türlü desteği yapacaktır. Milletimiz bu noktada müsterih olsun.
Yine çiftçilerimizin hasarları var. Tarım ve Orman Bakanlığımız da bu konuda hasar tespitlerini hızlı bir şekilde yapıyorlar. 109 hayvanımız telef oldu. İnşallah hafta sonu da Tarım ve Orman Bakanlığımız çiftçilerimizin telef olan hayvanlarına ilişkin yardımları gerçekleştiriyor olacak. Yine çiftçimizin bu anlamda işte sera çadırlarına ilişkin, yine oradaki yem, saman gibi ihtiyaçlarına ilişkin taleplerini de Valimiz koordinasyonunda gidereceğimizi de buradan ifade etmek istiyorum.
Ulaşımda yine tedbir amaçlı Eyüpsultan, Sarıyer ve Şile’de toplam 6 güzergâh trafiğe kapatıldı. Bu tamamen tedbir amaçlı. Olası yine yağışlarla ilgili herhangi bir riski almamak üzere bu tedbiri aldık. Yollarımızı açmak için de çalışmalarımızı anvean sürdürüyoruz.
Diğer taraftan elektrik kesintileri var. Yaklaşık 40 bin vatandaşımızın bu noktada elektrik kesintisi söz konusu; 10 bini Anadolu Yakası, yaklaşık 30 bini de Avrupa Yakasında olmak üzere. Burada da tedbir amaçlı bu işi yapıyoruz.
Yaklaşık 9 bin civarında su baskını ihbarı var ve bu ihbarların hepsine ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ediyorlar. Yani gerek şehrimizdeki araç gereçlerle, gerek şehir dışından yine Valimizle, İçişleri Bakanlığımız, AFAD’ımız koordinasyonunda istediğimiz araçlarla birlikte hızlıca müdahaleyi yapacağız. Yarın, en geç cumartesi günü tüm baskınlardaki bu hasarı açıkçası gidermek adına o iradeyi hep birlikte göstereceğiz.
Burada arama-kurtarma ekiplerimiz, AFAD gönüllülerimiz, itfaiyemiz, jandarmamız, emniyet birimlerimiz… Kime ihtiyaç varsa vatandaşımızın, milletimizin yanında olacaktır. Orada gerek rüsubat, gerek hasarların giderilmesi, gerek eşyaların taşınması noktasında da milletimizle birlikte bu afetin etkilerini inşallah gideriyor olacağız.
“DEVLETİMİZ MİLLETİNİN YANINDADIR”
Diğer taraftan Kocaeli ve Sakarya’da da kuvvetli yağışlar etkisini gösterdi ve bu iki ilimizde de su baskınları meydana geldi. Sakarya’da da yaklaşık metrekareye 140 kilogram yağış düştü, bir ev yıkıldı, bir köprü çöktü ve özellikle Başiskele ve Kartepe ilçelerimizde su baskını ve dere taşkınları yaşanmaktadır. Yine bu iki şehrimizde de Valilerimizin koordinasyonunda belediyelerimiz ve tüm ekiplerimiz, Devletimiz sahadadır, milletinin yanındadır. El birliğiyle inşallah bu sıkıntıları, problemleri gidereceğiz ve arkadaşlarımız bu manada tek bir mağdur vatandaşımız kalmayana kadar hane hane, dükkân dükkân çalışacaktır.
Nasıl Kastamonu Bozkurt’ta yaptıysak, nasıl Giresun Dereli’de hızlı bir şekilde aksiyon aldıysak, Antalya’da yangın sonrası milletimize evlerini bir yılda nasıl teslim ettiysek İstanbul’daki sel sonrası aksiyonumuz da aynı şekilde olacak. Devletimiz, milletimizin bu ihtiyaçlarını inşallah hızlı bir şekilde geçmişte yaptığı anlayışla giderecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Tabii tedbiri elden bırakmayacağız. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün uyarıları devam ediyor. Yarın sabah itibarıyla özellikle Avrupa Yakası kısmında yeniden yağışlarımız var. Sarı kodlu uyarımız İstanbul için, yine diğer 24 ilimiz için devam ediyor ve cumartesi günü de yağışların İstanbul’un genelinde devam edeceğini Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz bize söylüyor.
Dolayısıyla olumsuz hava şartlarının devam edeceğinden vatandaşlarımızdan ricamız, zorunlu olmadıkça evden çıkmamalarıdır. Herhangi bir ihtiyaçları varsa Kaymakamlarımıza, Belediyelerimize iletebilirler. O ihtiyaçları da hızlı bir şekilde giderme yoluna gideceğiz.
Yine yarın Zonguldak ve Düzce’de turuncu uyarımız var ve bu illerimizde de bizler gereken tüm tedbirleri yine Valilerimizin koordinasyonunda alıyoruz. Vatandaşlarımızdan da bu noktada tedbirli olmalarını istirham ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, şunu da belirtmemiz lazım: İstanbul’da yaşadığımız her afet, her böylesi sıkıntılı olay bize acı gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün en önemli gündem maddesi. Bugün baktığınızda sadece bizde değil; dünyanın birçok bölgesinde, birçok ülkesinde, farklı coğrafyalarında aşırı yağışlar, seller, kuraklık, yangınlar yaşanıyor ve vatandaşların bu noktada malına, canına zarar vermeye devam ediyor.
Son dönemde işte Brezilya’yı gördük, Nepal’de yaşanan acıyı hep birlikte gördük, şahit olduk. Ve işte bu olaylar da aslında iklim değişikliğinin en somut göstergeleri. Özellikle Nepal’de aşırı yağışların yol açtığı seller ve heyelanlar, şehirlerimizi bu tür afetlere karşı hazırlamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkemizde yaşadığımız bu yoğun yağışlar da aslında aynı gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır.
İklim değişikliği maalesef yağış rejimini etkiliyor ve artık çok daha kısa sürelerde, yani tahmin edemeyeceğimiz, belki hesap edemeyeceğimiz o sürelerde çok daha yoğun yağışlarla karşılaşabiliyoruz. Geçmişin verileriyle, şunu net bir şekilde söylemek gerekirse, geleceği planlayamayız. Bu artık gün gibi ortada ve şehirlerimizi yalnızca geçmişteki afetlere göre değil, gelecekte karşılaşacağımız o daha şiddetli hava olaylarını da dikkate alarak planlamak mecburiyetindeyiz.
Buradaki istişarelerimizde işte Ayazağa’daki, Cendere’deki dere kesitlerinden oradaki dere ıslahlarının yapılmasına kadar birçok konuyu hep beraber istişare ettik. Oturduğumuz makamlar, aldığımız görevler bize bir sorumluluk yüklüyor. Ve bu sorumluluğun gereğini de hep birlikte yapmak mecburiyetindeyiz. Ve Devletimiz bu noktada gereken her türlü desteği tüm belediyelerimize bu manada verecektir.
İstanbul’un tüm afetlere karşı dirençli bir şehir hâline getirilmesi çok çok önemli bir konudur ve biz bunu birlikte yapmaya mecburuz. Yani vatandaşımızla, Devletimizle, belediyelerimizle bunu yapmaya mecburuz. İstanbul’un öncelikli ve tek gündemi değerli arkadaşlar budur, bu olmalıdır.
Devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde seferberlik şuuruyla tüm imkânlarıyla İstanbul’un, İstanbullu hemşehrilerimizin yanındadır. Bakanlık olarak biz de riskli konutlarımızı afete hazırlama noktasında tüm birimlerimizle sahadayız.
Buradan özellikle belediyelerimize de seslenmek istiyorum: Dere yataklarının temizlenmesi, dere ıslah çalışmalarının düzenli bakımı, yağmur suyu drenaj sistemlerinin güçlendirilmesi ve taşkın risklerinin yeniden değerlendirilmesi artık ertelenemez bir sorumluluktur. Merkezi yönetimimiz, yerel yönetimlerimiz ve bilim dünyamızla birlikte hareket etmeli; bu ve benzeri olayları bir daha yaşamamak adına adımlarımızı kararlı bir şekilde atmak mecburiyetindeyiz.
Sözlerime son verirken şunu da ifade etmek isterim: Bugüne kadar yapılan hesapların, yapılan değerlendirmelerin, o 50 yıllık, 100 yıllık debilerin ve yağış hesaplarının bugün tutmadığını da hep birlikte yaşayarak görüyoruz. Dolayısıyla bugünün şartlarına göre, bugünün ihtiyaçlarına göre hep birlikte hareket etmek mecburiyetindeyiz.
Yani İstanbul bizim göz bebeğimiz. İstanbul’un herhangi bir sıkıntısı Türkiye Cumhuriyeti’nin sıkıntısıdır, bir milli güvenlik meselesidir. Her zaman söylüyoruz; afet risklerine uyum, şehrin afet risklerine karşı dirençli hâle getirilmesi bizim mecburiyetimizdir ve bu mecburiyet doğrultusunda da hep birlikte çalışmak mecburiyetindeyiz değerli arkadaşlar.
Afetten etkilenen tüm vatandaşlarımıza; İstanbul’daki, Kocaeli’deki, Sakarya’daki, Antalya’daki tüm kardeşlerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyor ve Rabbim ülkemizi, milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin diyorum.









